Popüler Kültür Üzerine…

GramofonGülsüm Çalışır

Facebook’ta paylaş
Twitter’da paylaş

İnsanın yapıp ettiği her şey, olarak tanımlanan “kültür” kavramında özellikle küreselleşmenin de etkisiyle zaman içinde bir dönüşüm yaşandı. Özellikle 1980’li yıllardan sonra “kültür” tanımı, toplumda yaygınlık kazanan “popüler kültür” kavramına doğru dönüşüm geçirdi. Buna göre popüler kültür, toplumsal modernleşme ile toplu kültür olarak yayılan ve kavram olarak kültürel gelişmeleri ve günlük uygulamaları kapsar.

Günlük yaşamımızın hemen her alanında popüler kültür örneklerini görebiliyoruz. Zira artık yeme içme alışkanlıklarından gelenek göreneklere kadar pek çok alanda popüler kültürün izlerine rastlamak olası. Bu anlamda yelpazeyi geniş tutmak mümkün.

fastfoodModernleşmeyle birlikte yaşam tarzları da değişiklik göstermeye başladı. Bu durum da yaşamın her kesiminde dönüşümler yaşanmasına neden oldu. Popüler kültürün en önemli sonuçlarından birisi geleneksel yeme alışkanlıklarımızın yerini hızlı yemek yeme anlamına gelen fast food yemek tarzının alması oldu. Ancak bu tarzın arka planında yatan olumsuz özelliği olan obezite göz ardı edilerek, insanlar (özellikle de çocuklar) bu tarz yemek yemeye teşvik edildi. Bu durum kimi zaman reklamlarla kimi zaman da olmayan bir ihtiyacın hissettirilmesi[*] şeklinde oldu.

Popüler kültürün toplumumuza yansıyan birkaç sonucu da müzik, sinema, kılık kıyafet ve dil alanında yaşanan dönüşümlerdir. Müzik alanında özellikle 1960 ve 1970’li yılların müzikleri ele alındığında, o tarz müziklerin hâlâ büyük bir ilgi ile dinlendiği görülmekte. Unutulmaz klasikler var. Ancak günümüz müziklerine bakıldığında beklenti ve beğenilerin anında değiştiği göze çarpıyor. Popüler kültürün de etkisiyle günümüzde daha günübirlik bir müzik anlayışı hâkim. Açıkçası 40 – 50 yıl önce gündeme damgasını vuran müzikler hâlâ belleklerde yer ederken, günümüz müzik tarzlarında meydana gelen değişikleri takip etmekte zorluk çekiliyor. Kendi adıma geçmişin şarkılarını dinlemekten doyumsuz tat aldığımı söyleyebilirim. Ancak günümüz şarkılarının sözlerini bile yakalamakta güçlük çekiyorum. Bugün en beğenilen şarkıların birkaç ay sonra çoktan belleklerden silindiğini gözlemliyorum. Son dönemde gelişen müzik tarzlarının, hızlı tüketimin kurbanı olduklarını söylemek mümkün. Zira popüler kültürün en acımasız sonuçlarından birisi de bu tüketim olgusunun hızla ilerlemesi. “Tüket ve at!” durumu popüler kültürün neredeyse sloganı haline dönüştü. Hemen her alanda hızlı bir tüketim çılgınlığı yaşanır oldu.

TabelaDil alanında da benzer sonuçlar dikkat çekiyor. Özellikle İngilizce’nin küresel bir dil olması ile birlikte İngilizce konuşma ya da iş yerlerine İngilizce isimler verme konusunda bir yaygınlık ortaya çıktı. Türk toplumu içinde Türkçe kelimeleri İngilizce anlamları ile kullanma ya da yarı Türkçe yarı İngilizce isimleri bir arada kullanma gibi durumlar göze çarpar oldu. Bu gelişmeleri de popüler kültürün sonuçları arasında değerlendirmek mümkün.

Kendi adıma kültür alanında bu denli hızla değişen olgu ve olaylar yumağını hayretle izliyorum. Bir anda yaşanan tüketim çılgınlığı, yaşam tarzlarının değişken olması şaşırtıcı boyutlara ulaştı. Hatta öyle gelişmeler oluyor ki bu durum ilişkilerde bile kendi gösteriyor. Nitekim günümüzde bireylerarası ilişkilerin daha günübirlik ve çabuk tüketilir hale dönüştüğünü görmek mümkün. Bu ilişkinin boyutu eğer bir aşk ilişkisi ise onda da benzer izleri görmek olası. Keza son yıllarda gerçekleşen evlilik ve boşanma istatistiklerine bakıldığında boşanma oranlarındaki hızlı artış bu durumu Leyla ile Mecnundoğrular nitelikte. Gençler arasında ilişkiler bir anda alevleniyor ve aynı hızda sönüveriyor. Açıkçası yüzyıllardır dinlediğimiz Leyla – Mecnun, Ferhat – Şirin, Kerem – Aslı hikâyeleri günümüzde çoktan unutuldu. Bu anlamda ilişkiler de boyut değiştirerek adı geçen tüketimin bir nesnesi haline dönüştü.

Popüler kültür olgusu yaşamımıza hızla girdiği gibi hızla da çoğu şeyi alıp götürdü. Ama biz bu hız içinde nedense kaybettiklerimizi fark edemez duruma geldik. Söz konusu hız başımızı döndürdü. Değişim çarkının içinde değişime ayak uydurmak adına belki de kendi duygu ve düşüncelerimiz de değişikliğe uğradı. Böylece yitip gidenlerin farkında bile olamadık. Her şey sabun köpüğü gibi avuçlarımızın arasında akıp giderken, belki de o çok özel anlamlarını bir anda yitiriverdi…


[*] Hissettirilen ihtiyacı şu şekilde açıklamak mümkün: Sinemada bir film izliyorsunuz. Film sırasında bazı karelerde aktörlerden ya da aktrislerden bazıları soğuk bir gazlı içecek içiyor. Ancak siz o kareyi görene kadar hiçbir şekilde soğuk içecek içme gereği duymuyorsunuz. Ta ki o kareleri izledikten sonra sizde bir soğuk içecek içme hissi uyanıyor ve ara verildiği anda gidip bir içecek alıyorsunuz. Bu durum “hissettirilen ihtiyaç” olarak tanımlanıyor.

Bu yazı Kültür, Popüler Kültür içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s